|
|
|
Dopamin Seviyesi Yükseldikçe Vücut Enerjisi Artar Daha önce dopamin hormonundaki aşırı artışın beyindeki olumsuz etkisini konu alan bir yazı yazmıştım. Bu sefer konuya farklı bir açıdan yaklaşıp, iman edenlerde dopamin hormonunun etkisini incelemek istiyorum. Çünkü Allah ile ilgili bilginiz arttıkça, O'na olan imanınız ve sevginiz de şiddetlenir. Günümüz bilimsel verilerine göre, kişide aşk hali şiddetlendikçe beyindeki dopamin hormonu seviyesi de artar. Dopamin hormonu da vücudun enerji seviyesini en üst düzeye çıkarır. Peki bu enerji olumlu bir yöne ve yere yönlendirilmezse ne olur? Eğer beden boyutunda bir enerji açığa çıktı ise, onu bedende ne kadar zaptedebiliriz veya bu mümkün mü? Tabii ki hayır! Eğer açığa çıkması uzun süre engellenirse, sonunda taşkınlıklara sebep olup, Allah korusun kişinin kendi ve çevresi açısından yıkıcı da olabilir! Hani kaş yapalım derken göz çıkarmak benzeri bir durum meydana gelir, ki bugün müslüman toplumlardaki görülen aşırı duygusal tepkilerin altında yatan nedenlerden biri de budur kanımca... Bu sebeple kişinin bu gibi konularda çok iyi bilgilenmesi gerekir. En azından bilen birinin bilgisinden istifade edebilir. Her ne kadar şimdilerde konulara bilimsel gerçekler doğrultusunda (insan psikolojisi ve biyolojisi açısından) yaklaşacak ve insanları bu doğrultuda yönlendirecek çağdaş bir alim veya gerçek bir mürşid bulmak zor olduğu için, buna pek imkân olmasa da... Örneğin eskiden mürşidler, müridlerin bilgisiyle orantılı olarak Allah'a muhabbetleri artıkça, onların beden enerjilerinin de büyük oranda arttığını iyi bildikleri için, müridleri yoğun ibadete yönlendirmek (ki bunun ekstra faydaları da vardır) veya toplumun iyilik ve hayrına dönük çeşitli görevler vermek şeklinde, bu enerjilerini olumlu yöne sevkederlermiş. Ki bana göre de kesinlikle yapılması gereken budur. Zaten Kur'ân-ı Kerîm'de de kuvvetli iman ve muhabbet sahibi müslümanlar, bu gibi fiillere yönlendirilmiştir. Hani bazen bir elbise deneyen arkadaşımıza deriz ya "Bu elibise tam sana göre, sanki senin için dikilmiş!".. İşte tıpkı bu örnekte olduğu gibi, salih amellerin tümü de iman edenler bir çok yönden çok uygun ve faydalı fiillerdir. Bugün konuya bu açıdan yaklaşmak istedim. Çok duymuşsunuzdur "İman gücüyle tuttu koskoca kayayı yerinden söktü" gibi sözleri.. Mehmetçik savaşta saldırıya geçtiğinde "Allah Allah!" diye nida eder. İşte bu nida onun imanıyla aşka gelmesini de sağlar ve vücudunda dopamin hormonu artar. Bu da ona büyük bedensel bir güç verir. İşte açıklamaya çalıştığımız bu bedensel gücün arkasında hep dopamin hormonu vardır. Konuları böyle inceleyince, sır gibi algılanan bazı şeyler nasıl da apaçaık önümüze seriliveriyor değil mi? Kişisel düşünceme göre, iman edenlerin inandıkları biçimde yaşaması, açığa çıkan beden enerjisinin yönlendirilmesi açısından çok önemlidir. Müslüman toplumların liderleri (topluluk büyük veya küçük olabilir, bu farketmez, her ne şekilde olursa olsun), buna imkan yaratmalıdır veya hattâ tavsiye edip yönlendirmelidir. Hoş Diyanet İşleri Başkanlığı camilerdeki vaazlarında bunu kısmen yapıyor, ama acaba iman edenler bunun öneminin ne kadar farkında? Belki de dinde bilimin yeri ve önemi üzerinde daha fazla durulmalı ve insanların öncelikle kendisini üç boyutlu olarak, yani beden, ruh ve bilinç olarak tanıması sağlanmalı.. O zaman her şey daha kolaylaşır ve toplumda huzur hakim olur. Kişisel düşünceme göre, bu gibi açık bilimsel gerçekleri reddetmek veya görmezden gelmek, sonuçlarını yaşamamayı sağlamaz. Her konuya olduğu gibi, bu konulara da çağdaş bilimler çerçevesinde akılcı yaklaşmak gerekir. Eğer bir çözüm yolu aranıyorsa, psikoloji, sosyoloji, biyoloji ve teoloji bilimlerinin her biri göz önüne alınarak bir sentez yapılmalıdır. Kendi sentezim sonucunda iman eden tüm müslümanlara tavsiyem ise, mutlaka salih amellere yönlenmeridir. Fırsat buldukça hayırlı işler yaparak artan vücut enerjilerini olumlu yönde kanalize etmelidirler. Örneğin ben bu enerjiyi, paylaşım gibi güzel bir amaçla yazı yazarak kanalize etmeye gayret ediyorum. Sizler başka hayırlı işlerle vücut enerjinizi doğru ve pozitif yönlere sevkedebilirsiniz. Bir hastaya bakabilirsiniz veya ihtiyaç sahipleri için çabalayabilirsiniz yada insanlığın hayrına vesile olacak başka bir güzel işe imza atabilirsiniz. Ama mutlaka Allah'a muhabbetle artan bu yüksek enerjiyi olumlu bir yöde harcayın. Bu tür fiiller iman edenleri ve tüm toplumu psikolojik olarak da biyolojik olarak da rahatlatacaktır. Eğer bunu yapmazsanız, biriken o enerji sizi ya hasta eder, yada taşkınlığa varan fiiler şeklinde açığa çıkmaya zorlayabilir sizi.. Bunun için fırsat ve zemin kollar ve nihayet kontrolü elinizden çıkarak açığa çıkar. Çünkü artan enerji eninde sonunda açığa çıkmak isteyecektir ve sizi gafil avlayıp, İslâm'ın önermediği bir biçimde veya iman ettiğiniz hakikata hiç yakışmayacağı bir şekilde açığa çıkmaya zorlayabilir sizi.. Doğru yoldayken yanlış fiiller işleyebilirsiniz istemeden.. Zaten salih ameller, inananlar için bir çok yönden çok uygundur. İnanan insanlar için seçilmiştir. Bu ilâhi evrensel yöntemleri Allah biz iman edenler ve Allah'ı sevenler için seçti. Aklı olan bu yöntemler bütününü çok açılı olarak değerlendirip, insana kazandıracaklarını farkeder. Bu sebeple genelde
çevremdeki dostlarıma hiç bir şey yapmayıp, sadece seyri önermiyorum.
Seyir şuur boyutunda olmalı.. Fiillerin açığa çıktığı beden boyutunda
ise, Allah'a iman ve muhabbetle artan vücut enerjisi mutlaka olumlu bir
yöne sevkedilmeli.. İlâhi senaryoyu seyir konusunun pek doğru anlaşılmadığını
ve yerinde kullanılmadığını düşünüyorum. Muhabbeti yeterli olgunluğa
erişmemiş kişileri fiilsizliğe zorlamanın hayırlı sonuçları olmaz.
Çünkü uzun süre
fiilsiz kalan, fakat buna rağmen yoğun muhabbetten ötürü vücut enerjisi
artan kişiler, beklenmedik anda umulmadık taşkınlıklara ve sevimsiz fiillere kalkışabilir. Kaldı ki her kişi aynı tabiatla
yaratılmamıştır. Bazılarının beden tabiatı, dopamin hormonunun aşırı artışına bağlı olarak enerjisinin kontrol
edilemez şekilde yükselmesine çok
müsaittir. Bu sebeple kolaylıkla nefsin
arzuları eline geçebilir veya şeytani telkinlere kapılıp taşkınlığa
meyledebilir. Bu duruma gelmiş kişiyi fiilen kontrol etmek de imkansızlaşır. Bu apaçık bilimsel bir
gerçek, daha denir bilmiyorum ki?! Yazılarımı uzun süredir okuyanlar bilirler, dinini öğrenmeye çalışan kişileri bir yandan ilimlerini arttırmaya teşvik derken, öte yandan fiil bazında olumlu yönde bir şeyler yapmaya yönlendirmeye gayret ederim. Çünkü öğrendikçe muhabbetlerinin artacağını ve bu muhabbetin oluşturduğu enerjinin onları zorlayacağını da hesap ediyorum. Bu sebeple her yazımda hayırlı işlerin yapılması konusunda tavsiyelerim olur. Aslında şu anda bana göre çok önemli bir konudan bahsediyorum, bilmem ne anlatmaya çalıştığımı yeterince anlatabildim mi? Yeterince anlatamama veya yanlış anlaşılma ihtimalim olduğunu da göz önüne alarak hoşgörmenizi rica ediyorum. Allah cümlemize idrakını nasip edip, selamet ihsan buyursun. Sevgilerimle... @ngelic |